Image
2/14/2026 | Sanat

Philip Ridley’nin Kürklü Merkür’üyle Kuvvetlenmek

Philip Ridley'nin Kürklü Merkür adlı oyunundan yola çıkarak bireyin karşılaştığı zorluklar ve seçim yapmanın önemi üzerine kısa bir irdeleme yazısı.

Gözünün önünde bir kolun kırıldığını görmek ne rahatsız edici. Hele bir de kemik deriyi yırtarak çıktıysa… Kan donduran görüntüyü görmezden gelerek, yaş dolu gözlerle acıdan inleyen birine baka baka harekete geçmek ne zor. Çözüm bulmak, yardım etmek ve atlatmak… Hiç acı çeken birini izlemek zorunda kaldın mı? Dona mı kaldın yoksa soğuk kanlı mısındır? Aklın karıştı mı? ‘En doğrusu ne, benden ne bekleniyor, bu koşula hangisi uygun’… Böyle beklenmedik anlarda zaman yavaşlıyormuş gibi oluyor. Ama aslında tek yavaşlayan insanın düşünceleri. Kimisi de refleksle hiç düşünmeden harekete geçiyor. Belki sen de onlardansın, bir an durup gördüğün anın etkisine kapılmayı reddediyorsun. Gördüğün ne olursa olsun. Hemen öne atılıp üstündeki hırkayı çıkarıyor ve kırılan kolu sarıp hastaneye koşuyorsundur.

Philip Ridley’nin yazdığı Kürklü Merkür oyununda Eliot, kardeşinin gözlerinin önünde acı çekişine şahit oluyor. Zenginlere parti düzenleyerek metruk bir binada hayatta kalmaya çalışan Eliot, yine parti hazırlığı yaptığı bir günün sonunda kardeşinin de yok oluşunu hazırladı. Zengin adam partiye geldi, uyuşturucusunu aldı ve oğlan çocuğuna tecavüz ettikten sonra onu öldürdü. Sonra da gitti. Çünkü zengindi. Eliot’ınsa hayatta kalmak için zenginlerin gelmesine ve gitmesine izin vermesi gerekliydi. Gözlerine işleyen anlar ister kırık bir kol kadar çirkin, ister koldan çıkan kemik kadar kışkırtıcı olsun… Eliot, susmak ve devam etmek zorunda. Kırık bir kol gördüğünü anlatman seni yok etmez ama kardeşinin güçlü bir adam tarafından parçalandığından bahsetmen seni bitirebilir. Ne var ki Eliot, darmadağın olmuş bir dünyanın insanı olmasaydı belki yardım arardı. Kardeşinin kan içindeki bedenini önüne gelene anlatırken hayatta kalma mücadelesine daha inançlı bir şekilde devam edebilirdi. Ama o dünyada kelebekler var… Kelebekler, insana anılarını unutturan, gerçeklik algısını bozan sentetik uyuşturucular. Eliot, kelebekler sayesinde çoktan yitirdiği insani duygularının yanına kardeşinin kanlı görüntüsünü ekleme lüksüne sahip. Kelebeği yutar ve görüntüler silinir. Böylece zenginler eğlenmeye ve Eliot da hizmet etmeye devam edebilir.

Bir kelebek alıp gördüğün kırık kolu unutmak ister miydin? Ya da aklına hangi kötü anı geliyorsa… Sence unutursan mı her şey yoluna girerdi? Çünkü unuttuğun için artık o yaşanandan sorumlu değilsin. O an sinir sistemini bozmuyor, aklını karıştırmıyor. Böylece hedefine emin adımlarla ilerlemeye devam edebilir ve kolun, yolunu zorla hastaneye çevirmesine izin vermezsin. Ama o anla karşı karşıya kaldığını bilirsen artık bir sorumluluğun var. Rahatsız da olsan, istemesen de ya eyleme geçeceksin ya da yardım isteyeceksin. Ama bildiğim bir şey var ki artık bir sonraki sapakta nelerle karşılaşabileceğinin farkında olarak ilerleyeceksin. Her an bir kol kırılabilir, her an kardeşin ölebilir. Unutursan önlemini alamazsın ama bilirsen, o kol bir daha kırılmaz.