Hayatın anlamını bulmaya çalışmak ne ürkütücü! İnsan zihni ister istemez karşısına çıkanları anlamlandırmaya eğilimli oluyor. Ancak genelde herhangi bir durumun, konuşmanın ya da sorunun anlamına ulaşıldığında artık bizi eskisi kadar etkisi altına almadığını fark ediyoruz. Çünkü belki de anlamı arama hali daha keyifli, daha insana dair. Mesela hayatın anlamını aramak keyifli bir yolculuk demek olabilir ancak onu bulmak… Hayatın anlamına ulaşırsan geriye ne kalır? Yaşamak mı? Bitirdiğin bir bulmacayı tekrar çözebilir misin? Bulmacada güzel olan arayış hali değil mi? Belki de değildir…

Topluluğumuzun ilk özgün oyunu olan Hatırlıyorum’da, anlam arayışını yoğun bir şekilde sürdüren, öyle ki hiçbir konuda kendini bu arayış halinden alıkoyamayan Devin’in hikayesi anlatılıyor. Ressam olan genç Devin, kendine resim dışında yaşama tutunacak nedenler ararken hayatın ve yaşamı boyunca karşısına çıkan tüm gizlerin altında yatan anlamın peşine düşen sorgulayıcı bir karakter. Anlamı bulmaya dair duyduğu güçlü arzunun kaynağı, hayatı boyunca başına açıklayamadığı olayların gelmesi. Bu olaylar olağan üstü, fantastik olaylar değil. Aksine gündelik yaşamda her birimizin zaman zaman maruz kaldığı beklenmedik çarpma anları, o kadar. Ancak Devin karşısına çıkan beklemediği, öngöremediği ya da hesaplayamadığı her durumun peşine düşüyor. Düşüyor çünkü bilmediği sürece hayat ona anlamsız görünmeye başlıyor. Neden mi? Devin küçüklüğünden beri nedenini anlamadığı şiddet eylemleriyle karşı karşıya kalmış ve insana inancını yitirmiş bir kadın. Oysa insanlığa inanmak istiyor. Hayatın güzel olduğuna, anlamlı olduğuna ve yaşanabilir olduğuna. Onun ısrarı bu yüzden. Israrla her bir davranışı, karşısına çıkan her insanı ve hatta kendinde fark ettiği her yeniliği irdeliyor. Anlamaya çalışıyor. Anlayabiliyor mu peki? Israrı ona yardımcı oluyor mu?

Hayatın anlamına ulaşırsan yaşamanın büyüleyici etkisinin kaybolacağını söylemiştim. Sence Devin arayışını sonlandırabilirse arayışının büyüsü bozulmaz mı? Devin hep arayan biri. Ona neden kötülük yapıldığını, neden yalan söylendiğini, iftira atıldığını, baskılandığını, aşağılandığını, şiddet uygulandığını… Ancak arayışını sonlandırabilen biri değil. Çünkü mücadele etmeye çalıştığı kötülük yaşama dair. Hayatın anlamında kötücül eylemlerimizin de yeri var. Ve Devin tek bir kişi. Tüm anlamları yalnız başına bulamaz. Buna rağmen arıyor oluşu onu bir tür tükenişe sürüklüyor. Onu öfkeyle delilik arasında salınmaya itiyor. Onun ısrarlı anlam arayışı hafızasını fazlasıyla zorlamasına, dolayısıyla belleğinin zarar görmesine ve arayışın daha çetrefilli bir hale girmesine neden oluyor. Peki zihninin gittikçe zedelenmesine rağmen Devin hep arıyorsa, bu oyun ne zaman, ne şekilde bitiyor? Soruların anlamını bulmak için bu deneyime gelip kendi gözlerinle Devin’in arayışına şahit olabilirsin. Devin her ay aynı arayışı yaşıyor. Ama neyse ki resim yapıyor. Çünkü her ay bunu yapmak, bir defa şahit olmaktan daha yorucu.