Image
3/7/2026 | Sanat

Frankenstein ile Hiç Kimseliğin Ağırlığı Üzerine

Frankenstein oyunundan yola çıkarak gelin birlikte biri olmanın potansiyeline ve hiç kimse olamamaya dair kısa bir düşünce yolculuğu yapalım.

Hiç kalabalık bir ortamda adının kasten söylenmediği bir ana denk geldin mi? Masada herkes birbirine dönüp “Ayşe”, “Mehmet” diye seslenirken senin için yalnızca belirsiz bir el hareketi yapıldığı… Ya da öğretmenin yoklama alırken senin adını atladığı o saniye. Sınıfta oturmaya devam edersin ama bir anlığına gerçekten orada değilmişsin gibi olur. Kimliğin, bir kelimeye bağlıdır; o kelime çıkmadığında silikleşirsin. Kavga yoktur, hakaret yoktur. Ama adın yoktur. Ve adın yoksa, seslenildiğinde dönemezsin.

Nick Dear’ın Frankenstein’ında çoğu okuma yaratım anına, laboratuvara, “Tanrı’yı taklit etme” fikrine odaklanır. Oysa arka planda daha sessiz bir boşluk vardır: İsim eksikliği. Victor yarattığı varlığa bir ad vermez. Onu tanımlamak için kullandığı sözcükler hep mesafelidir: “yaratık”, “şey”, “iblis”. Hiç birine ismini anmadan, yalnızca sıfatlarla hitap ettiğin oldu mu? Bir süre sonra o kişi, senin gözünde gerçekten bir sıfata dönüşür. Oyunda yaratık dili öğrenir, kitaplardan kimlik devşirir, insan olmanın kelimelerini ezberler. Fakat kendine ait tek bir kelimesi yoktur. Yaratık, aile üyelerinin birbirine isimle seslenişini duyar; o seslenişin sıcaklığını tanır ama ona dahil değildir. Victor’un ilk kaçışı laboratuvardan değildir aslında; ad koymaktan kaçışıdır. Çünkü birine isim vermek, onu inkar edemeyeceğin bir yere yerleştirmektir.

Peki ya Victor, ilk anda ona bir isim verseydi? Onu “canavar” diye çağırmak yerine bir insan adıyla seslenseydi… Belki trajedi yine yaşanırdı. Ama isim, ilişki kurmanın en küçük ve en bağlayıcı adımıdır. Hayatta da böyle değil mi? Adı söylenmeyen kişi zamanla susar; adı anılan ise en azından dönüp bakar. Frankenstein’ın hikâyesi belki de şunu fısıldar: İsmi esirgenen her varlık, bir gün o sessizliğin içinden daha sert bir sesle çıkabilir. Çünkü çağrılmayan, kendini duyurmanın başka bir yolunu bulur.