Image
2/7/2026 | Sanat

Abel Gonzalez Melo’nun Chamaco’suyla Rastlantılara Şahitlik Etmek

Abel Gonzalez Melo’nun Chamaco oyunundan yola çıkarak tesadüflerin, kaçırılmış dostluk ihtimallerinin ve toplumsal koşulların bireyler arasındaki yakınlığı nasıl şekillendirdiğini görünür kılmayı hedefleyen kısa bir yazı.

En yakın arkadaşınla tanıştığın anı hatırlıyor musun? İnsanın en yakın dostu genelde birlikte büyüdüğü bir arkadaşı olurmuş. Bu da tanışma anını hatırlamayı zorlaştırabilir. Parkta oynamaya çıktığın güneşli bir günde tahterevalliye mi binmiştiniz? Okulun ilk gününde aynı sıraya mı oturmuştunuz? Ya da ailelerinizin enstrüman öğrenmeniz, belki de spor yapmanız için adınızı yazdırdığı bir kursta mı karşılaştınız? Belki de çocukluk arkadaşı değilsiniz. Üniversitenin bahçesinde üzerine içecek döktüğün için sana peçete vermişti. Bir ayrılığın acısını atlatmak için gittiğin barda kendinizi dans ederken buldunuz. Bir ara ver ve düşün. Sana nasıl bakıyordu, ilk ne dedi? O an mı anlamıştın en yakının olacağını yoksa geçirdiğiniz zaman mı sizi birbirinize bağladı? Dertlerin ortaklığı veya bunalma hissi mi?

Abel Gonzalez Melo’nun Chamaco oyununda bir gece vakti Miguel ve Karel, tesadüfen karşılaştıklarında aralarındaki yaş farkına rağmen belki de seninle dostun kadar yakın arkadaş olabilirdi. Miguel, Karel’i ilk gördüğü an onu ablasının erkek arkadaşına benzettiğini söylemişti. Tanıdık hissetmişti. İki genç de kendi hayatlarını yoluna koyma arzusuyla savrulurken birbirlerini bulmuş ve satrancın keyfine kapılmışlardı. Miguel, babasının hayatta ne olacaklarına dair ablasıyla kendisine yaptığı baskıdan kaçan bir gençti. Karel ise bu baskının altında çoktan ezilmiş ve amcasının sistematik tacizlerinin sonucunda seks işçiliğinden başka bir yol olmadığına kanaat getirmişti. İkisi de yetişkinlerin getirdiği sistemin aksaklıkları altında kalmış iki benzer genç adam. Ortak bir eğlence yakalayan bu iki genç, oyun boyunca keyifli sohbetleriyle ne kadar benzer olduklarını, birbirlerine destek olabileceklerini hissettirseler de bunu keşfedemeden koşulların sertliğine tosladılar. Hayır… Miguel, Karel’in dostu olmadı. Miguel yalnızca Karel’in, para vermediği için çakıyla öldürdüğü bir yabancı oldu. O kadar.

En yakın arkadaşınla tanıştığında en yakının olacağını anlamış mıydın? Anladıysan şanslısın. Çünkü belki de kafanın içindeki sis bulutları bu fırsatı kaçırmana neden olabilirdi. Hatta belki de neden oldu bile. Hayatın yapmanı söyledikleri en yakın arkadaşının yanından geçirip uzaklaştırdı seni ya da farkında olmadan kötülük ettin, o da bir daha yanına gelmedi. Miguel’in geri gelemeyişi gibi… Karel o günü hiç unutamadı, biliyor musun? Çünkü genç yaşında zorla seks işçisi yapılmasının peşine düşmeyen polis, cesedin peşine düştü. Cesedin babası zengindi, önemliydi. Sistem Karel’den böyle haberdar oldu. Bir arkadaş değil, bir katil olarak. Amcasından veya Miguel’in babasının müşterilerden biri olduğundan haberleri olmadı. Polisin ne potansiyel arkadaşlıktan ne de fakirlikten haberi olmadı. Arkadaşlığın, dertlerin paylaşılmasının ve birlikte aşılmasının bu oyunda yeri hiç olmadı. Olabilirdi. Bu tıpkı hayatımıza neyi almayı seçişimiz gibi. Koşullar katı. Ezici dişlilerin sıkıştırdığı yer yalnızlaştırıcı, biliyorum. Peki sen buna rağmen koşulların ardına bakmayı denedin mi?